AMAÇ

       Sokrates’e göre “sorgulanmayan yaşam, yaşamaya değmez” (Eflatun, 2005). Sokrates bize, insanın yaşamını anlamlı kılması için felsefeye ihtiyaç duyduğunu hatırlatır. Bu ihtiyacın göz ardı edilmesi felsefenin çoğunlukla soyut, anlaşılması ve yaşamdan kopuk olarak değerlendirilmesiyle ilgilidir. Oysaki felsefe ile insan, felsefe ile insan eylemleri ve insan başarıları arasında sıkı bir ilişki bulunur. Felsefenin kitabî ve soyut şeylerle uğraşması gerektiğine inanların aksine felsefe, birer insan başarısı olarak insanı ve onun problemlerini ele almak, işlemek için vardır (Mengüşoğlu, 2003). Diğer bir değişle felsefe, insan yaşamını ve bu yaşamı anlamlı kılacak eylemlerle doğrudan ilintilidir.

 

       Felsefe, insan yaşamıyla arasındaki bu anlam ilişkisi bağını nasıl kurar? Kuşkusuz bu felsefenin eleştirel tavrıyla gerçekleşir. İnsan kavramları, sahip olduğu değerleri, inançları, kim olduğunu ve bilme eylemini sorguladığında felsefeyi yaşamına katar.

 

     Felsefeyi felsefe yapan, esas olarak bir tutum ya da düşünüş tarzıdır. Bu düşünüşün eleştirel olduğu kadar analitik ve sentetik olma özelliği de vardır. Felsefe, analitik başka bir deyişle çözümleyici özelliği ile kavramların açık hale getirilmesi kavramlar arasındaki ilişkilerin ortaya konulması, düşüncelerin temellendirilip sınanması, akıl yürütmelerin mantıksal yapısının incelenmesi ile karşımıza çıkar (Cevizci, 2010). Felsefenin sentetik başka deyişle bütünleştirici boyutu ise dünyayı anlama ve yorumlamaya çalışma, dünyanın işleyiş mantığına yönelik açıklayıcı kuramlar sunmaya işaret eder (Baç, 2007). Bu şekilde bir anlama çabasının temelini elbette epistemoloji oluşturacaktır. Yani işe bilgi ve bilgi edinme yollarından başlamak en uygun temeldir.

 

       Öte yandan insan, örgün eğitim ve öğretimin öznesidir. Dolayısı ile eğitim faaliyetinin amaçlarından biri hayatın anlamlı bir bütün halinde insan tarafından okunmasını sağlamaktır. Ancak eğitimin organizasyonlarının temel sorunlarından birisi de konuları birbirinden kopuk, ilişkisiz bir şekilde sunmasıdır. Buna gramer ve mantığın ya da fizik ile sosyal bilimlerin okulda ayrı derslerde birbiriyle ilişkisizmişçesine yer alması örnek olarak verilebilir. Tüm bunlar öğrencide bir anlamsızlık hissinin oluşmasına yol açmaktadır. Bilgiler, bağlamlarından kopuk olarak sunulduğundan anlamlarını yitirmektedir. Bütün ve parça arasındaki ilişki kopukmuş gibi algılanmakta; bilginin çok boyutlu olduğu gerçeği yadsınmakta; bilgiler arasındaki etkileşimsel, bağımlı ve karmaşık ilişkiler yok sayılmaktadır. Bu çerçevede okullardaki aşırı branşlaşma vizyonu ve bir bilim dalını öğretirken diğer bilim dalına karşı gelişen körlük, bağlantıları keşfedememe gibi yaklaşımlar, bizi bu projeyi hazırlamaya götüren ana saiktir.

 

       Yukarıda değinilen tespitlerden hareketle çağrı metninde de zikredilen kapsam doğrultusunda bilgi ve bilgi alanlarının doğası, bilgi edinme yöntemleri ve geçerlilikleri hakkında katılımcıların yapılacakları kapsamlı bir analiz bütüncül ve anlamlı düşünebilmeye katkı sağlayacaktır. Bu proje ile en genel anlamda bilgi ve bilgiye erişme yolları analiz edilerek katılımcılarda olay ve olguların (beşeri ve doğa bilimleri alanında) bilimsel bakış açısı ile anlaşılması desteklenecektir.

 

       Russell (2005) eğitimde yaşanan sorunlardan yola çıkarak okullarda öğretilmesi gereken şeylerden birinin de, kanıtları değerlendirme ve doğru olduklarına dair bir kanıt bulunmayan önermeleri olduğu gibi kabul etmeme alışkanlığı olduğunu söylemiştir. Direk’e göre (2011a) de bir kimsenin “Ben böyle düşünüyorum.” demesinin hiçbir değeri yoktur. Önemli olan neden, hangi kanıtlara ya da kanıtlanmış bilgilere dayanarak öyle düşündüğünü söyleyebilmektir. Gerekçeli düşünme alışkanlığını edinmiş bir zihin hem kanaatlerinin hesabını verebilir hem de duyup gördüklerinde bilgi olan ile olmayanı ayırt eder. Gerekçeli düşünme, sorgulama, kanıtları değerlendirme gibi zihinsel eylemler felsefi düşüncenin özelliklerindendir. Felsefi düşünce, epistemoloji hakkında yapılan çok boyutlu bu etkinliklerle kazandırılabilir. Bu proje eğitimleri ile bireylere bilimsel düşünme becerilerini kazandırarak onların bilimsel çalışmalar konusunda özgüvenlerini geliştirmek ve pekiştirmek amaçlanmıştır.

 

       Epistemolojiye dair böyle bir sorgulama elbette didaktik değil bir keşif süreci içinde yapılmalıdır. Bilgiye dair kışkırtılmış bir zihin ile eleştirel olarak yapılan uygulamalı bir eğitim katılımcılarda girişimciliğin ve bireysel yaratıcılığın gelişimine katkı sağlayacaktır.

 

       Bu proje, eleştirel düşünme, sorgulayıcı analiz yapabilme, problem bilinci kazandırma, cevap üretme, argüman geliştirme ve kanıtlarını formüle edebilme yeteneği kazandırarak katılımcılara disiplinler arası bakış açısı nosyonuna ön ayak olarak problemlere çözüm üretme yeteneği kazandırmayı hedefler.

 

       Projenin, katılımcılar açısından beklenen sonuçları şöyle ifadelendirilebilir. Proje bilginin kesinliğini, doğruluğunu, geçerliliğini kanıtlamanın önemini fark ettirmenin yanında kuram ve kanıt, mantık ve gerçek arasındaki ilişkiyi keşfettirmeyi gaye edinir. Böylelikle öğrencinin doğru değerlendirme ve tutarlı akıl yürütme becerisiyle, tarihin ve çağımızın temel problemlerine felsefi bir bakışla yönelebilmesini sağlamayı amaçlar. Bilgiden, anlama-yorumlama becerilerine, oradan da hayat becerilerine doğru bir farkındalık oluşturmayı öngörür. Proje “neyi bilebilirim, nasıl bilebilirim, neyi bilemem” soruları merkezli bir temelde; duyum, duygu, hafıza, hayal gücü, önsezi, akıl/muhakeme ve dil gibi çeşitli bilgi alanlarının doğası hakkındaki tartışmaları keşfetmeyi, bilgi edinme yöntemlerini ve geçerliliklerini tanıtmayı ilke olarak benimsemiştir.

 

       "Etkin Felsefe Atölyesi: Bilgi Yolları" projesini oluştururken öncelikle seminer havasından ziyade diyalojik bir üslupla etkin bir felsefi yöntem belirlerken, konuları temellendirirken felsefe yapmanın zeminine ilişkin olarak bilgi ve insanın yetileri ve bilgi arasındaki ilişkiyi sorgulamaktan başlamak istedik. Tabi özne insan olunca yapacağımız eğitimin içeriği ve kullanacağımız örnekler modern yaşam içerisinde herkesin tecrübe etmiş olduğu olgu ve olaylardan alınmıştır. İnsanî tecrübe üzerine kurgulanan bir eğitim süreci ile öğrencinin zihinsel ve oyunsu süreçlerle devinimsel katkısı ve üretimi gerçekleşecek, yaparak ve yaşayarak öğrenme mümkün olacaktır.

 

       Bir eğitimde uygulama ve deneyimleme faktörleri ne kadar kuvvetli olursa eğitimin insana dokunma ya da etki bırakma yüzdesini o kadar artırılmış olur. Bununla birlikte kullanılan malzeme, örnekler ve yapılan iş bireyin etki sahası içinde kaldığı durum, olgu ve olaylardan seçilirse anlamlılık o derece kuvvetli olacaktır. Bu çıkış noktalarından hareketle yapılandırılan "Etkin Felsefe Atölyesi: Bilgi Yolları" projesi bireyi aktif kılmak, yeterliliklerini ve sınırlarını tanımak üzerinden ürün odaklı olarak geliştirilmiştir. Ürünler aktif süreçlerin kayıt altına alınması ile elde edilecektir.

  • Baç, M. (2007). Felsefe Nedir?. içinde D. Taşdelen  (Ed.). Felsefe, ss.1-20. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Yayınları

  • Cevizci, A. (2010). Felsefeye Giriş. Ankara: Nobel Yayıncılık

  • Eflatun (2005). Sokrates’in Savunması. T. Aktürel (Çev.). İstanbul: Remzi Kitabevi.

  • Mengüşoğlu, T. (2003). Felsefeye Giriş. İstanbul: Remzi Kitabevi.

etkinfelsefe.com

  • Grey Facebook Icon
  • Grey Twitter Icon
  • Grey Instagram Icon